dlr hazirlik

Hayallerinize Giden Yol...




HAKKIMIZDA



Başta DLR sınavı olmak üzere havayolları şirketlerinin yeterlilik beklediği sınav ve mülakat süreçlerinin tamamında sizinle birlikte yürümek ve engelleri aşmak için buradayız. 

2017 yılından beri  içerisinde Kaptan Pilot, DLR Eğitmenleri, DYNED ve Havacılık İngilizcesi konusunda tecrübeli İngilizce eğitmeni ve CRM desteği veren Uzman Psikolog bulunan ekibimizle Havacılık sektöründe yer almak isteyen adaylara danışmanlık hizmetleri sunmaktayız. 


EĞİTİM HİZMETLERİMİZ

EĞİTİM HİZMETLERİMİZ

  • image description

    DYNED

    Türk Hava Yollarının 2. Pilot Aday Adayı alım süreçlerinde uyguladığı alışılagelmişin dışındaki sınav. İngilizcem iyi diye düşünüp bu sınavın türüne aşina olmadan sınava girip elenenlerden olmamak için 5 saatten oluşan DYNED hazırlık derslerimizden faydalanabilirsiniz.

    Uzman eğitim kadromuz konu anlatımlarının yanı sıra DYNED soru havuzunda yer alan örnek sorularla sizi sınava hazırlayarak sınav esnasında zorlanmanızın önüne geçiyor.

  • image description

    DLR

    DLR Sınavı Nedir?

    DLR sınavı, Türk Hava Yolları’nın (THY) 2. pilot aday adayları için uyguladıkları oldukça kritik bir sınavdır.
    DLR ise aslen Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nin (Deutschen Zentrums für Luft- und Raumfahrt) kısaltmasıdır ve sınav DLR tarafından geliştirilmiştir. THY yakın zamanda sınavı uygulama yetkisini almış ve 2. pilot aday adaylarını yetiştirmek üzere açtığı pozisyona başvuran kişilere, işe alım sürecinin bir parçası olarak sınavı uygulamaktadır.
    Aday değerlendirme sürecine göre; kabul edilen İngilizce dil belgelerini beyan edemeyen adayların öncelikle DYNED sınavına girmeleri, başarılı oldukları taktirde DLR veya diğer adıyla DLR-1 sınavından geçmeleri ve son olarak CRM (eski adıyla DLR-2) sınavını da başarıyla tamamlamaları beklenmektedir.

    DLR-1 Sınavı İçeriğinde Neler Bulunuyor?

    DLR-1 sınavı, pilotluk hayalleri kuran adayların oldukça çekindikleri hatta korktukları bir aşama. Ancak DLR sınavına nasıl çalışılması gerektiği bilindiği sürece, üstesinden gelinemeyecek bir engel olmaktan çıkıyor.
    Sınav; adayların temel fizik ve matematik bilgilerini ve konsantrasyon, algı hızı, çalışan hafıza genişliği, üç boyutlu düşünme, sayısal çözümleme gibi yeteneklerini çeşitli test modülleri ile ölçüyor.
    2’si bilgi, 7’si yetenek olarak ayrılmış toplamda 9 testten oluşan modüllerin isimleri şu şekilde:

    • Bilgi Modülleri 
    1. TVT –  Physics
    2. RAG – Mathematics
     
    • Yetenek Modülleri 
    1. OWT – Perceptual Speed
    2. MEK – Visual Memory
    3. SKT –   Concentration
    4. RMS –  Running Memory Span
    5. ROT –  Cube Rotation
    6. VLR –   Spatial Orientation
    7. MIC –  Monitoring and Instrument Co-ordination
     
      
    Modüllere biraz daha yakından bakacak olursak;
    Bilgi modülleri temel İngilizce, fizik ve matematik bilgilerini ölçerken, yetenek modülleri her biri birbirinden ilginç yöntemlerle çeşitli yetenekleri test ediyor.
    * Örneğin Perceptual Speed’te, çok kısa bir süre için ekrana çıkan görüntüdeki sayıların veya yuvarlak, kare gibi şekillerin, görüntü kaybolduktan sonraki yerlerinin hatırlanması bekleniyor.
    * Monitoring and Instrument Co-ordination’da, ekranda gösterilen direktiflere göre test sırasında verilen joystick’in yönlendirilmesi gerekiyor.
    * Adayların belki de en çok zorlandıkları modül ise Running Memory Span. Adaylar, belirsiz bir süre boyunca rastgele rakamlar duyuyorlar ve ses durduğu anda, söylenen rakamları hatırlayabildikleri kadar tersten söylemeleri gerekiyor.

    DLR-1 Sınavı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

    * Sınav, 5-6 saat aralığında sürüyor.
    * Sınav dili, tamamı İngilizce olarak uygulanıyor.
    * Matematik hariç tüm testler, dokunmatik ekranlar üzerinden uygulanıyor, matematik ise kağıt ve kalemle test ediliyor fakat sonrasında yine dokunmatik ekrana cevaplar giriliyor.
    * Adayların, sınavı geçebilmek için her bir modülden minimum geçer not alması ve sonrasında belirlenen genel ortalama yüzdelerinin alt sınırın üzerinde olması gerekiyor.
    * Sınava, birincisi ve ikincisi arasında en az 6 ay olmak şartıyla en fazla 2 kez girilebiliyor.

    DLR Hazırlık ile Siz de %100 Başarı Oranımızın Bir Parçası Olun!

    Bunca detay ve zorluğa rağmen korkmayın! Çünkü doğru çalışma yöntemleriyle DLR sınavı hazırlık sürecini atlatabilirsiniz.
    Alanlarında uzman ekibimiz sayesinde katılım sağlayan herkesin, bilinen başarı oranı %25 - %50 olan DLR-1 sınavını geçmelerini sağladık. Eğitim kadromuz tarafından her modül için özel olarak geliştirilmiş çözüm sistemlerinin, testleri korkutucu ve zor olmaktan çıkarıp basit ve eğlenceli hale dönüştürdüğünü göreceksiniz.
    Siz de toplamda 14 saat süren eğitimler ve tekrarlar ile hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz. İletişim için 05423788848 numaralı telefon veya info@dlrhazirlik.com e-posta adresinden bizlere ulaşabilirsiniz.

     

  • image description

    CRM

    DLR sürecinden sonra adayların en çok elendiği bir diğer süreç. İki uzman psikolog karşısında bu iş için hazır ve doğru tercih olduğunuzu tatmin edici şekilde anlatabilir misiniz? Tabi bu sırada size yöneltilecek tuzak soruları unutmayın…

    CRM sınavı ve süreçler hakkında bilgi sahibi Uzman Psikolog ile bu sürece hazırlanma fırsatı. Aslına birebir uygun şekilde yapılacak örnek mülakatlar ve sonrasında alacağınız geri bildirimlerle CRM sınavına kendi başınıza olamayacak kadar hazır gidin.

  • image description

    Kurul Mülakat

    Bütün süreçlerin sonunda havayollarının kapısındaki son engel. Karşınızda Türk Havayollarının tecrübeli İnsan Kaynakları çalışanları, yöneticileri ve kaptan pilotları olacak. Havacılığa olan ilginiz? Vücut diliniz? Baskı altında verdiğiniz reaksiyonlar?

    Daha önceki öğrencilerimizin yaşadığı tecrübeler ve onlara yöneltilen sorular eşliğinde psikolojik ve teknik olarak bu sürece hazırlanma şansı.

  • image description

    YABANCI DİL (İNGİLİZCE) - IELTS, TOEFL

    Türk Hava Yolları 2. Pilot Aday Adayı ilanlarında İngilizce şartı aramaktadır. Bu noktada adayların TOEFL (IBT) veya IELTS (Genel veya Akademik) sınavlarından Türk Hava Yollarının talep ettiği seviyede yeterlilik belgelerine ihtiyacı bulunmaktadır. 

    DLR Hazırlık ekibi olarak direkt olarak IELTS ve TOEFL eğitimi verme taraftarı değiliz. Bunun yerine ihtiyacı olan adaylarımızı dalında uzman olan anlaşmalı olduğumuz İngilizce kursuna yönlendiriyoruz. 

    Bizim yönlendirmemiz ve referansımızla gidilen kurstan grubumuza verilen özel fiyat ile faydalanabilirsiniz. Tamamı yabancı hocalarla çalışıp yeterlilik belgesi alabilir (IELTS veya TOEFL) hem de eş zamanlı olarak havacılık İngilizcenizi de geliştirme şansını elde edebilirsiniz.
     

BLOG

Sizde tecrübelerinizi paylaşın sitemizde yayınlayalım...

  • image description

    20 Yaşında Araba Kullanmayı, 25 Yaşında Gi...

    20 yaşında araba kullanmayı öğrendim...
     

    Hiçbir zaman arabalara düşkün bir çocuk olmadım. Ailemin arabası yoktu. Babam rahmetli araba kullanmazdı. (Askerde şoförlük yaparken küçük bir çocuğa çarpmış. Çocuğa bir şey olmamış ama Babam tövbe etmiş bir kere. Kendisinin vefatının da trafik kazası ile olması bir o kadar trajikomik aslında. Annem zaten ev hanımı hiçbir zaman araba kullanmadı. Hatta pek öne bile oturmazdı. Dolayısıyla bizde ben ve abim pek araba düşkünü çocuklar olmadan büyüdük. Tabi diğer taraftan benim lise okuduğum 2000’li yılların başında ehliyet sahibi olmak çok önemli ve sınıfsal bir meseleydi. 18 yaşına gelince ehliyet alıp cüzdanda taşımak çok havalıydı. Her ne kadar minibüs dışında bir taşıta yolcu olarak bile binmiyor olsam da bende aynı yolu izledim. 18 yaşımdan gün aldığımda ehliyetimi almıştım. Yalnız ehliyet aldığımda araba kullanmayı neredeyse hiç bilmiyordum. Bir şekilde yazılı sınavı geçtikten sonra tanıdık ehliyet kursu ile falan direksiyon sınavını da geçtim.
    Evet ehliyet elimdeydi. Peki şimdi? Tabi ki soranlara dürüst olmuyordum. Diyaloglar genelde şu şekilde oluyordu.

    • Ehliyetin var mı?
    • Evet var.
    • Aktif araç kullanıyor musun?
    • Aktif araç kullanmayanlara ehliyet verirler mi bilemedim. (Yalan)
    20’li yaşlara geldiğimde artık Üniversitenin son yıllarına doğru gidiyordum. Ailem çok varlıklı olmadığı için rahatça gezip tozabilcek parayı elde edebilmek için part time işlerde çalışmaya başladım. Fena para kazanmıyordum. Bir gün çalıştığım part time bir organizasyonda Türkiye’nin büyük şirketlerinden birinde çalışan bir bölge müdür ile tanıştım. Bizim organizasyon yaptığımız otelde telefonunu kaybetmişti. Bende bir şekilde bulunmasına vesile oldum. Adamda bana kartını verdi ve İstanbul’a geldiğinde beni ara Genel Müdürlüğe ziyaretime gel dedi. İstanbul’a döner dönmez adamı aradım. Güzel servis edilmiş bir kahve eşliğinde ofisinde sohbet ettik. Hikaye ile alakalı kısmı ise aşağıdaki gibi oldu.
    • İyi para kazanıyor musun bu Part Time işlerde?
    • Fena değil çok şükür ama daha iyi olabilir aslında.
    • Eğer istersen seni burada satış ekibine stajyer olarak alırım. Hem de senin adına gelecek için iyi bir tecrübe olur.
    • Eğer siz uygun görürseniz çok isterim.
    • Seyahat engelin var mı?
    • Yok.
    • Okulda devamsızlık sorun oluyor mu?
    • Olmuyor.
    • Ehliyet var mı?
    • Var.
    • Aktif araç kullanıyorsun yani?
    • Tabi ki. (Yapma)
    •  
    İlk başlarda bana araba vermediler. Birileri ile sahaya çıkıyordum. İlk gençliğinde verdiği heyecanla tabiri caizse çatır çatır satış yapıp patır kütür para kazanıyordum. Ta ki bir gün beni işe alan Turhan bey beni arayıp 1 hafta sonra 10 gün kadar sürecek uzun bir seyahate birlikte çıkacağımızı, neredeyse Güneydoğudaki belediyelerin tamamını gezip tanıtım toplantıları ve sunumlar yapacağımızı söyleyene kadar. İşte şimdi patlamıştım. Bana aktif araç kullanıyor musun diye soran adam ile binlerce km yol yapıp uzun yolda araç kullanacaktım. Rezil olacağımı mı dert edeyim? Yalanımın çıkacağına mı? Açıkçası karar verememiştim.
    Turhan beyi arayıp durumu söylemeyi düşündüm ama çok babacan bir adamdı yapamadım. Güvenini kaybetmek de istemedim. Geriye yapılacak sadece tek bir şey ve seyahat için kalan sadece 2 gün vardı. En iyi arkadaşlarımdan birini aradım. (Araba ile arası çok iyidir. Aradan o kadar yıl geçti hala araba sevdasında en ufak bir azalma yok) aşağıdaki telefon görüşmesini gerçekleştirdik.
    Ben - 2 akşamımız var beni uzun yol şoförü yapman lazım.
    Arkadaşım - İmkansız.
                    Ben – Denemek zorundayız. Yoksa yollarda öleceğim.
                    Arkadaşım Kadri ile Beşiktaş muhitinde çalışmaya başladık. Biz çalışmaya başladık ama ben daha ziyade Show yapıyordum. Sürekli stop ettirmeler, sert frenler, arabayı sarsarak yerinden hareket ettirmeler ve cabası… İstanbul’da Beşiktaş semtini bilenler iyi bilir. Bugün W otelin olduğu Arnavut kaldırımlı bir yokuş vardır. O yokuşta arabayı stop ettirip yaklaşık 4-5 dakika kaldıramamıştım. Hala oradan her geçişimde aklıma o gün mutlaka gelir. Kadri’nin de hakkı ödenmez o da ayrı konu.
                    Sonunda ne mi oldu? Turhan beye hiçbir şey söylemedim. O uzun yola onunla birlikte çıktım. Güneydoğu bölgesini adeta karış karış birlikte gezdik. Ben çok çaktırmadım direksiyonda amatör olduğumu ya da ben öyle zannediyorum. Güneydoğu iş seyahatimizden dönerken ben ülkemizin en ücra köşelerinde araba kullanmış, kilometrelerce uzun yol gitmiş bir şofördüm ve 20 yaşındayım… Vazgeçmemiştim, pes etmemiştim ve üzerine gitmiştim. Belki bir çok kişi için ufak bir şey olabilir şoförlükte ustalaşmak. Netice de milyonlarca insan bu ülkede her gün araba kullanıyor. Ama benim için ne kadar zor bir süreç olduğunu ifade edebilmişimdir diye düşünüyorum.
     
     25 yaşında Gitar çalmayı öğrendim...

                    Hiçbir zaman müzik enstrümanlarıyla ilişkim olmadı. Ortaokulda müzik dersinden 4 almışlığım vardır. (Bütün sınıfın karnesinde müzik dersi 5 gelmişti) Hayatımın bu durumu Hababam Sınıfından bir sahne gibiydi adeta. Herkese “10” Şaban’a “2”. Şimdi düşününce fark ediyorum belki de flüt çalamadığım için Müzikten düşük not almış olmak beni Müzikten iyice uzaklaştırmıştır. Bu işleri beceremediğime iyice inanmıştım sanırım. Sonraki yıllarda da eğlenmeye gittiğim zamanlarda şarkılara eşlik etmek dışında ağzımdan bir melodi duyan bile olmamıştır…
                    25 yaşıma girdiğimde Uluslararası bir şirkette satış departmanında çalışan, iyi para kazanan oldukça neşeli bir adam oluvermiştim. Hayat da her şey çok güzeldi. Sizce de tam aşık olma zamanı değil mi? Tam da bu günlerde gittiğim bir tatilde zihninin sanatsal tarafı tanıdığım herkesten daha fazla gelişmiş bir kızla tanıştım. Hayatımda gördüğüm en güzel kızdı. Hemen aşık oluvermiştim. Kısa sürede sevgili olmuştuk. Sürekli onun için bir şeyler yapmak istiyordum. Elimden geldikçe yapıyordum da. Artık evlenmek istediğim kızla tanıştığıma inanmıştım. Yavaş yavaş bu durumu dile getirmeye de başlamıştım. Bir gün aramızda konumuzla direk alakalı olan bu diyalog geçti.
     
                    Ben - Ela Benimle evlenmen için ne yapmak lazım?
                    Ela – Bir gün gitar çalarsan seninle sorgusuz sualsiz evlenirim.
                    Ben – Ben ve gitar biraz uzak bir ikili değil mi? Hatta ben ve müzik.
                    Ela – Hani senin elinden hiç bir şey kurtulmazdı?
     
                    Evet iddiam buydu. Benim elimden hiçbir şey kurtulmazdı. 25 yaşıma kadar böyle yaşamıştım. Gözü kara, kendine güveni tam, tuttuğunu koparan… Bu meydan okumaya gülüp geçebilirdim. Bu güzel kızın zaten Gitar çalmayı öğrenirsen evleniriz söyleminin çok da ciddi olduğunu sanmıyorum. Ama ben yapabilecekleri ile ilgili şaka yapılamayacak bir insanım.
                    İlk iş gidip tünelden kendime bir Gitar aldım. Tabi o günlerde Gitardan pek anlamadığım için ben aldım demek çok doğru olmaz bence bana sattılar demek daha doğru olur. 50 TL’ye bir gitar aldım. Bugün aynısı 250 TL falandır herhalde. Gitarımı aldıktan sonra adeta koşa koşa eve geldim. Ne yapacağım ile ilgili en ufak bir fikrim yoktu. Sevgilime de söylemek istemiyordum. Bu bir sürpriz olmalıydı. Onun karşısında aniden gitarı elime alıp şiir gibi çalmalıydım. Kolay gibi de görünüyordu hani. (hiç kolay değilmiş)
                    O günlerde bugüne nazaran daha tecrübesizdim. Hayattaki en önemli şeyin zaman olduğunu henüz fark edememiştim. O kadar işin gücün arasında tek başıma gitar öğrenmeye kasıyordum. En başında söylediğim gibi herhangi bir yatkınlığım olmadığı gibi aksine hiç kabiliyetim yoktu. İnternet videoları, arkadaşlara sorduğum sorular, izlediğim müzisyenler derken ufak ufak ilerlemeye başlamıştım. 2 aylık bir süre içerisinde bir kaç şarkıyı yalan yanlış da olsa çalabiliyordum. Kuru kuru ben gitar çalıyorum diyerek sevgilimin karşısına çıkmak çok etkileyici olmaz diye düşünüyordum. Çünkü henüz çok iyi değildim her zaman benden daha iyileri olacaktı. Ayrıca ilk akla gelen çok da iyi çalamıyorsun olacaktı. Bu sebeple bir şarkı yapmaya karar verdim. Nasıl oldu bende anlamadım bir anda besteledim. Yazdığım bazı sözlerin üzerine 4 – 5 akorla bir şarkı yaptım.  Klasik hikaye; sevgilimin yakın arkadaşından da fikir alarak bir video çekip dönemin en can alıcı sosyal medya mecralarında paylaştım. Youtube, facebook v.s. Sonrasında da gelsin gümbürtü. Bütün akrabalarım, arkadaşlarım hatta çevremin tamamı şok içerisinde…
                    Bugün uzun yıllardır gitar çalan birisiyim. Hatta birkaç arkadaşıma öğrettim bile. Müzikle içli dışlı olmaktan hep çekinen ve yapamam diye düşünen ben bir meydan okumayı kabul ettim ve başardım. İyi ki de yapamam diye düşünmemişim. İyi ki de korkmamışım. Kabul etmek gerekir ki Gitar öğrenmek araba kullanmayı öğrenmekten çok daha zordu. Hayat karşısında kendime olan güvenim bir nebze daha artmıştı.

    30 yaşında Yüzmeyi öğrendim...
     
                    Bir insan nasıl yüzme öğrenir? Benim çevremde yüzme bilen insanların öğrenme yöntemleri bir elin parmaklarını geçmiyordu. Ya küçükken babaları tatillerde öğretmiş oluyordu veya zaten sahil çocuğu oluyorlardı suyun içinde büyüdüm diye anlatıyorlardı. Tabi birde küçükken aileleri tarafından yüzmeye gönderilenler vardı. Benim çocukluğumda bu çok modaydı. Bütün yaz yüzme okullarına gider sonra okul başlayınca haftalarca anılarını biz bütün yazı betondan okul bahçelerinde top peşinde koşturarak geçiren çocuklara anlatırlardı. Ne yalan söyleyeyim biraz kıskanırdım ama küçüklüğümden beri özendiğim şeyleri sanki aslında canım yapmak istemiyormuş gibi davranırdım.
                    Yüzme konusu da benimle birlikte çok büyük bir eksiklik olarak 30 yaşına kadar geldi. Kimseye yüzme bilmiyorum demek de istemiyordum. Aslında işi gerçeği şuydu ki utanıyordum. Çünkü insanlar genelde yüzme bilir…
                    Bu eksiklik sebebiyle hiçbir zaman ağız tadıyla bir yaz tatili geçirdim diyemem. En azından sahil kısımları keyifsizdi. Sahillerde genelde ayaklarını suya sokup geri şezlonga gelen teyzeler gibi takılıyordum. Yüzme bilmediğimden bihaber olup bana hadi yüzelim diyen insanlara ise türlü bahaneler uydururdum. Su soğuk, ben daha sonra gireceğim, biraz hasta gibiyim üşütmeyeyim, burası biraz dalgalı sevmiyorum v.s.
                    30 yaşıma girdiğimde 2 yıldır evliydim. Hemde balık gibi yüzebilen, tek yıldız dalgıç olan ve neredeyse bütün çocukluğu yazlıklarda geçmiş bir kızla evliydim. (Uğruna gitar çalmayı öğrendiğim kızla aynı kişi) Onunla birlikte yüzme korkumu yenebilir miydim? Asıl soru buydu. Yine bir meydan okuma beni bekliyordu. Tabi ki gözümü kararttım.
                    Eminim yüzme bilenlerin büyük çoğunluğu çocukken öğrenmiştir. Ben ise 30 yaşındaydım ve çalışmalar başladı. Önce özel ders almayı düşündüm. En mantıklısının bu olduğu ortadaydı. Fakat eşim bana öğretebileceğini söyledi. Aslında ondan özel ders aldım diyebilirim.
                    Sayısız deneme sonrasında suyun üzerinde batmadan durmayı öğrenmiştim. Aslında çok öğrenilecek bir şeyde değilmiş. Korkmadan ve kendimi kasmadan hareketsiz durmak yeterliymiş gerisini yapan ise fizik kuralları. Bunu zaten biliyordum. Ama en önemli ayrıntı o sırada yanında güvendiğin birinin olduğunu da bilmekmiş. Ben boğulursam beni kurtaracağını bildiğim birisi. (Şimdi düşünüyorum da ben boğulsam eşim beni kurtaramaz herhalde fiziksel olarak ağır gelirim ona kendini kurtarmak için bırakıp gitmesi bile daha mantıklı olabilir)
                    Artık tatil planlarını daha ziyade ben yapmak istiyorum. Tekne turları mantıklı bir hale geldi. Suyun içinde uçma hissiyatı… Meğer bu kadar sene büyük bir keyiften mahrum kalmışım. Geçmişe hayıflanmak pek huyum değildir aslında öğrendiğim için mutluluk hissiyatı daha fazla.
                    Yüzmek baya havalı bir mevzu aslında. Bir canlı kaç farklı şekilde mesafe kat edebilir ki? Koşabilir, yürüyebilir, yüzebilir ve uçabilir. Dörtte üçünü yapabiliyordum. Bu yüzden bence çok havalı.

    35 yaşında Uçarım diye düşünüyorum...
     
                    Yaşım 32 kurumsal bir şirkette satış departmanında çalışıyorum. Bir gün birlikte çalıştığım bir abim oğlunu pilot olması için yönlendirdiğini ama bir türlü ikna edemediğini söyledi. Şaşırmıştım. Bir insan neden böyle bir meslek istemez ki. Nedenini anlamak için sorular sormaya başladım.
                    Ben – Selim abi oğlunun İngilizcesi ne durumda?
                    Selim Abi – Çok iyi. Hayatı boyunca İngilizce eğitim aldı.
                    Ben – Ne okudu peki?
                    Selim Abi – Bilgisayar Mühendisliği.
                    Ben – Seyahat etmeyi mi sevmiyor?
                    Selim Abi – Derdi nedir anlamadım. Sahi sen neden düşünmüyorsun?
                    Ben – Yok be abi bu yaştan sonra kim ne yapsın beni?
                    Selim Abi – Oğlum olur mu öyle şey. Türk Hava Yolları yeni ilan açmış. 35 yaşına kadar kabul ediyorlar. Kendileri eğitiyorlar ve pilot oluyorsun. İngilizce bilgini belgelendirmen ve koydukları sınavları geçmen yeterli.
                    Ben – Abi zor be. Uğraşılmaz.
                    Uğraşılmaz demiştim ama aklıma karpuz kabuğu düşmüştü bir kere. İstanbul trafiğinde eve dönmeye çalışırken bütün yol boyunca düşünmüştüm. Olur muydu acaba? Yapabilir miydim? Eve döndüğümde hemen araştırma yapmaya başladım. Bütün şartlar tutuyordu. Yaşım, Boyum, Vücut kitle endeksim, askerlik, mezuniyet v.s. Geriye sadece koydukları sınavları geçmek kalıyordu. Eşimle konuştum bu konuyu. Önce bana delirmişim gibi yaklaştı ama ilanı birlikte incelediğimizde sanırım o da neden olmasın diye düşündü. Her zaman olduğu gibi destekledi beni.
                    Süreci nasıl sağlıklı bir şekilde yönetirim diye düşünmeye başladım. Kendi başıma bu kadar şey ile uğraşamazdım. Yardım almam gerekiyordu. Bir arkadaşımın yönlendirmesi ile konu ile ilgili özel ders veren DLR Hazırlık grubu ile tanıştım. Birlikte bir program yaptık ve süreç başladı. Hava yollarının açtığı DYNED sınavını geçtikten sonra IELTS için hazırlanmaya başladım. Biraz paslanmışım tabi yıllardır İngilizce’yi aktif kullanmıyorum. Çok şükür IELTS’den de Hava Yollarının istediği puanı aldım. Şimdi sırada sürecin kanlı katili DLR vardı. Yoğun bir çalışma temposu sonrasında DLR sınavına girdim. 3 gün önce olumlu mailini aldım. Hayatımda çok az şeye bu kadar sevinmişimdir herhalde. Şimdi psikolojik mülakat olan CRM ve onu geçtiğim takdirde yapılacak olan Kurul Mülakatı için tarih bekliyorum. Çok heyecanlıyım çünkü hayatım çok fazla değişecek ve çok heyecanlı bir işim olacak. Aynı zamanda çok da havalı bir iş. Eşimde en az benim kadar heyecanlı çünkü ne kadar mücadele ettiğimi yakından takip ediyor.
                    Eğer her şey yolunda giderse en geç 35 yaşında Türk Hava Yolları personeli olarak kokpitte uçuyor olacağım. Gerçekten insanın karşısına çıkan imkanlar asla bitmiyor. Doğru yardımları alıp yapabileceğime inanmaktan başka hiçbir şey yapmadım. Belki Pilot olamayacağım, belki de süreç olumlu bitecek ama ben olmak istemeyeceğim. Yarın sabah bile nasıl bir psikoloji ile uyanacağını bilemez insanoğlu ama benim için önemli olan ben bu işi yaparım dedikten sonra sınav kısımlarını tek tek geçmiş olmam. Bunu planlayıp doğru yardımları alıp hakkını vermiş olmam. Kokpitte olmasa bile ben mental olarak uçtum bence… Bir kez daha yaparım diye yola çıktım ve başardım.
                    Bu yazıyı okuyup benimle aynı yolda yürüyenler varsa onlara da başarı dileklerimi iletiyorum. Korkmayın! Bir şekilde halledersiniz…

    İmza: Uçan Adam
     

  • image description

    NASIL İYİ BİR PİLOT OLUNUR?

    NASIL İYİ BİR PİLOT OLURUZ?

    Pilotluk günümüzün gözde mesleklerinden birisi olarak kabul ediliyor. Maaşı olduça iyi olan bu meslek aynı zamanda keyifli oluşu nedeniyle de dikkat çekiyor. Peki nasıl iyi bir pilot oluruz? Bunun kriterleri nelerdir? Ne yapmamız gerekir? Bu yazımızda sizlere bu konulardan bahsedeceğiz. Bilindiği üzere pilotluk mesleğine bazen şöyle bir bakış açısı sunulmaktadır: “Uçağı kontrol etmeyi öğrenirsem, iyi bir pilot olabilirim.” Bu düşünce yanlış bir düşüncedir. Çünkü profesyonel bir pilot olmak için başka kriterler de gerekmektedir. Bunlar da şu şekilde listelenebilir:
     
    Uçuş teorisi hakkında bilgi sahibi olmak: Pilot olabilmek için temel fizik bilgilerini iyi bilmek gerekir. Temel fizik kavramlarını bilmeli ve aynı zamanda uygulayabilecek potansiyelde olmalısınız. Bir pilot mutlaka hava devinimi, hava araçlarının performansı, deniz üzerinde hareket, gaz kanunu, sıcaklık ve eylemsizlik gibi kuralları bilmek durumundadır.
     
    Hava durumu hakkında bilgi sahibi olmak: Bir pilot mutlaka hava durumunu bilmek ve düzgün bir biçimde yorumlamak zorundadır. Bununla beraber hava durumlarında nasıl hareket edeceğini bilmeli, kendi kendisine kararlar verebilmelidir.
     
    Uçak sistemini bilmek: Tüm makineler çalışmak için fizik ilkelerini kullanmaktadır. Bu nedenle pilotlar da uçak sisteminin tüm fiziğini bilmelidir. Bununla beraber uçağın bakımından da anlamalıdır.
     
    Navigasyonu bilmek: Navigasyon bir noktadan bir noktaya en uygun şekilde gitmemizi sağlayan bir husustur. Bu nedenle pilotlar bu konu hakkında da bilgi sahibi olmalıdır. Profesyonel bir pilot olmak için haritalar ve çizelgelerin nasıl yapıldığını bilmek şarttır. Bununla beraber bu haritaları yorumlamak, analiz etmek de gerekmektedir.
    Hava trafik kontrolünü bi
    lmek: Pilotların, hava trafik kontrolü prosedürlerine aşina olması gerekir. Eğer hava trafik kontrolörü bir hata yaparsa, pilot bunu fark etmeli ve uçuşu güvenli bir biçimde tamamlamayı sağlamalıdır.
     
    Yönetmelikler hakkında fikir sahibi olmak: Profesyonel bir pilot, bütün yönetmeliklere hakim olmak zorundadır. Her uçuşta uyulması gereken birçok yönetmelik vardır ve bunlar uçuşun güvenilir bir biçimde gerçekleştirilmesini sağlar.
     
    İDEAL PİLOT ÖZELLİKLERİ
    İdeal bir pilotta şu özellikler aranmaktadır:

    • Sakin kalma ve olaylara anında etkili bir biçimde müdahale edebilme.
    • İletişim kabiliyeti.
    • Disiplin, kendine güven.
    • Teknik terimleri bilme.
    • Hızlı karar verme.
    • Verdiği kararı hızlı uygulayabilme.
     
    Kısaca, tanıdığım pilotlardan edindiğim bilgilerle pilotlukla ilgili bir yazı yazmaya çalıştım. Kısa süre sonra başlayacak eğitimimle belki de daha derinlemesine bilgiler edinir ve bir pilot olduğumda daha kapsamlı bir yazıyı paylaşırım.
    Bu yazı vesilesiyle çetrefilli sınav ve mülakat süreçlerinde beni bir an bile yalnız bırakmayan "DLR Hazırlık" ailesine bir kez daha teşekkür ederim. Bazen insan sadece yanında “sen bunu başarabilirsin diyecek birilerini arar..”
     
    Herkese başarılar dilerim…
     
    İmza: Neşeli
     
     

  • image description

    İZLEDİĞİNİZDE PİLOT OLMAK İSTEYECEĞİNİZ Fİ...

    İZLEDİĞİNİZDE PİLOT OLMAK İSTEYECEĞİNİZ FİLMLER…
     
    Havacılık geçmişi çok uzun olan bir sektör değil. Başlangıcını düzenli olarak 1. Dünya savaşındaki askeri uçuşlar olarak kabul edersek eğer 100 yıllık bir hikayeden bahsediyoruz. Evet 100 yıl oldukça uzun bir süre ama Dünya tarihini baz aldığımızda hiçte uzun sayılmaz. Devede kulak diye tabir edebiliriz.
    Mazisi çok uzun olmayan bu sektör belki de Dünya üzerinde en hızlı gelişen sektör olabilir. Düşünsenize 100 yıl önce tek tük insanlar güvensiz uçuşlar yaparken bugünlerde milyonlarca insan saatlerce hatta günlerce uçak yolculuğu yapıyor. Bu hızlı ilerleyen, heyecan verici sektörün diğer bir çok konuda olduğu gibi tabi ki beyaz perdeye de yansıması oldu. Çekilen bir dolu filmin yanı sıra ben daha ziyade benim ilgimi çekenlerden bahsedeceğim.
    Evet bende mevcut işimi bırakıp pilotluk sevdasının peşine düşenlerdenim. “Neden pilot olmak istiyorsun?” Sorusunun bendeki cevabı biraz farklı. Veya “Pilot olmaya ilk ne zaman karar verdin ve bu kararı vermendeki en önemli üç etken neydi?” sorusunun cevabını verirken bu etkenlerden birinin izlediğim bazı filmler olduğunu kabul etmem gerekir.
    Sizlere sadece 4 adet filmden bahsedeceğim. Bu arada mutlaka size göre bu sektörle ilgili daha iyi filmler çekilmiştir. Ben yakın zamanda çekilmiş ve kendi penceremden paylaşıyorum… Yoksa Pearl Harbor’ları, Top Gun’ları unutmadım J
     
                 Flight – 2012 – İmdb: 7.3
                 Çok hızlı başlayıp sonrasında ise sakinleyip psikolojik tarafa kayan hatta başrolde oynayan efsane aktör Denzel Washington’ın iç hesaplaşmasıyla devam eden bir film. Özünde bir CRM hatasını konu edindiğini söyleyebiliriz fakat bu hatadan ötürü bir olumsuz sonuç doğmuyor. Filmin beni en çok etkileyen yeri ise kuşkusuz Denzel Washington’ın uçağı ters uçurduğu sahneydi. İnsanın hatırına akrobasi uçuş eğitimlerini getiriyor.

    https://www.imdb.com/title/tt1907668/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

                    Flight Plan – 2005 – 6.3
    İzleyenlerin “bu film direkt olarak havacılıkla alakalı değil” dediğini duyar gibiyim. Evet bence de değil en azından kokpit içerisinde pek sahnesi yok ama ben izlerken o havadaki gerginliği çok net aldım. Özünde bir gerilim filmi. Uçağa kızı ile binen bir anne (Jodie Foster) uçak içerisinde kızını kaybediyor. Uçuş ekibinin anneye verdiği cevap ise zaten kızın uçağa hiç binmediği yönünde. Psikolojik sorunları olan annenin zihni mi oyun oynuyor? Yoksa Anneye oynanan bir oyun mu var? Bence çok keyifli ve bir solukta izlenecek bir film. Uçaktaki olağan üstü bir durumdaki ortamı da çok güzel resmetmişler.

    https://www.imdb.com/title/tt0408790/

                    Catch Me If You Can – 2002 – 8.1
                    Uçaklar ile ilgili bilgi edinmek istiyorum diyorsanız çok yanlış bir film seçtiniz demektir. Film geçmiş zamanda geçiyor. Usta oyuncular Leonardo Di Caprio ve Tom Hanks kedi fare oyunu oynuyor. Film zaten çok güzel ama eş zamanlı olarak pilotluğun mükemmel taraflarını da bize tanıtıyor. Gerçekte pilot olmayan Frank karakteri (Leonardo Di Caprio) sahte pilotluk belgeleri ile bütün nimetlerden faydalanıyor. Dolgun maaş, sınırsız uçuş hakkı, bolca karizma ve hemen her kapıyı açan bir üniforma… Gerçekten ismine yakışan bir film “sıkıysa yakala…” Bu arada belirtmeliyim ki film gerçek bir hikayeden uyarlama…

    https://www.imdb.com/title/tt0264464/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1

                    Sully – 2016 – 7.5
                    Hepimiz 2009 yılında Newyork’ta soğuk bir kış gününde yolcuların hayatını kurtarmak için uçağını Hudson nehrine indiren kahraman Kaptan Pilot Sullenberger hakkında bir şeyler duymuşuzdur. Filmde tam olarak bu olayı anlatıyor. Tom Hanks Kaptan Sully karakterine hayat veriyor. Bu kahramanlık hikayesinden sonra yaşananlar filmin esas konusu. Kaza raporu ve yargı süreçleri. Ayrıca halk gözünde karaman olan Kaptan Sully hava yolları gözünde Pilotaj hatası yaptı mı? Başka bir alternatifi var mıydı? Nehre inmek yerine yakındaki bir havaalanına acil iniş yapabilir miydi?

    https://www.imdb.com/title/tt3263904/?ref_=nv_sr_1?ref_=nv_sr_1
     
    Yönetmenin Gözünden…

  • image description

    DYNED TECRÜBEM

    DYNED TECRÜBEM!
     
    Benim bakışıma göre zorlu pilotluk yolculuğunun en basit aşaması DYNED sınavı kısmı. Fakat kesinlikle hazır olmak lazım. Aksi halde sınavda başarısız olmak işten bile değil.

    Ben sınavdan 2.2 puan alarak başarılı oldum. Çok iyi İngilizce bilgim olduğunu söyleyemem ama iyi hazırlandığımı söyleyebilirim. Öncelikle birlikte çalıştığım DYNED uzmanı İngilizce hocasının bir sözünü paylaşmak istiyorum. “Bu sınavda çok iyi İngilizce bilip kalabilirsin veya İngilizcen zayıf olsa bile sınavı geçebilirsin” bu sözü ilk duyduğumda bana çok mantıklı gelmemişti. Sonrasında sınava girdiğimde hocanın ne dediğini daha iyi anladım.
    Başvuru yaptıktan sonra öncelikle DYNED sınavının nasıl bir sınav olduğunu araştırmaya başladım. Sonrasında internette araştırma yaptığım bazı sitelerden DYNED ile ilgili ara yüz satın aldım. Fakat adapte olmakta zorluk çekiyordum. Türk Hava Yollarının açtığı sınavların tamamında başarılı olmuş birisi olarak söyleyebilirim ki DYNED sınavı Türk Hava Yollarının eleme mantığını tam anlamıyla ifade eden bir sınav. Anında düşün, anında karar ver ve baskı altında kontrolünü kaybetme.

    Satın aldığım ara yüzlerin ne seviyede başarılı olduğundan emin olamıyordum. Temasa geçtiğim İngilizce kurslarının bir çoğu DYNED sınavının ne olduğunu bile bilmiyordu. Sonrasında DLR hazırlık ekibi ile tanıştım. 10 gün içerisinde hızlandırılmış DYNED bazlı İngilizce eğitim ile sınava hızlı bir şekilde hazır hale geldim. (Bu noktada tabi benim seviyemde süreyi belirlemiş olabilir. Bir başkası 5 günde veya 20 günde hazır hale gelebilir)
    Sınav günü pek stresli değildim. Kendimi hazır hissediyordum. Gelgelelim sınava gelen kalabalığın stresini üzerimde hissediyordum. Sınav belirtilen saatten 20 dakika kadar daha geç başladı. 2 kısımdan oluşan DYNED sınavının ilk kısmı ikinci kısma göre daha basit. Sınavda listening ve reading iç içe girmiş durumda. Aynı zamanda sorulara maximum 5 saniye içerisinde cevap vermek gerekiyor. Ne kadar erken cevap verirseniz o kadar iyi puan alıyorsunuz. Kısacası eğitim hayatımız boyunca adapte olduğumuz sınav düzeninden epeyca farklı.

    Türk Hava Yollarının bütün süreçlerinde olduğu gibi DYNED sınavı da dokunmatik ekran ve kulaklık eşliğinde yapılıyor. Sınavın ilk kısmında neredeyse hiç yanlış yapmadan hızlı bir şekilde ilerledim. İkinci kısmına geçmeden önce ekranda “perfect” ya da “wonderful” tarzı bir şey yazdı. Şuan tam anımsayamadım ama oldukça motive olduğumu söyleyebilirim. İkinci kısım ilkine göre daha zor başladı. Bu sınavın en kilit noktası üst üste yanlış yapmamanız gerektiği. Üst üste 5 veya 6 yanlış(soru kalitesine göre değişiyor) yaptığınızda ekranınız kapanıyor sınavınız o zamana kadar yaptıklarınız üzerinden değerlendiriliyor.

    Sınavın sonunda ekranda İngilizce olarak “bugünlük bu kadar yeter” tarzında bir yazı yazdı. Daha sonra çok küçük puntolarla 2.2 puan yazdığını gördüm. O puana bakmak önemli çünkü sınav sonucu Türk Hava Yolları tarafından mail ile geldiğinde puan bilgisi gelmiyor. Olumlu veya olumsuz sonuçlandı diye bilgi veriliyor. İnsan biraz merak ediyor sınavda nasıl bir performans sergilediğini. (Aynısını DLR sınavı sonucunda yaşadım. O kadar çok çalıştıktan sonra sınavı geçtiğinizi öğreniyorsunuz fakat skorlarınızı öğrenemeyince meraklandırıcı oluyor)
    DYNED sınavındaki en önemli tavsiyem profesyonel destek almanız olacaktır. Evet kabul ediyorum bu süreç kendi başına da hazırlanılarak aşılabilir fakat risk barındırıyor. Hem de çok fazla zaman kaybı olabilir. İlaveten söylemeliyim ki kesinlikle gözünüzde büyütmeyin. Doğru şekilde hazırlanırsanız İngilizce seviyenizden bağımsız olarak çok yüksek puanlar alabilirsiniz…

    Herkese Başarılar Dilerim…

    İmza: Unicorn

  • image description

    SEYAHATE ÇIKMADAN ÖNCE YAPILMASI GEREKENLE...

    SEYAHATE ÇIKMADAN ÖNCE YAPILMASI GEREKENLER
    Modern yaşamın bizi getirdiği noktada çalışmak kaçınılmaz bir durum. Şehir hayatı, iş stresi, trafik, yoğun çalışma saatleri, çocukların okulu, ev ödevi derken bütün bir yılı yorularak geçiriyoruz. Bu yüzdendir ki çalışma hayatımızı renklendiren ve bizi motive eden şeylerin başında, gerçekleştirmeyi planladığımız tatiller geliyor.
    Hem çok fazla tatili bir yıla sığdırabilmek, hem kısa süre ayırabildiğimiz tatillerimizi kusursuzlaştırmak hem de tatil dönüşü depresyonumuzu azaltmak ise ön hazırlık gerektiriyor. İşte huzurlu bir tatil geçirip, tatil öncesi stres ve tatil sonrası sendromunu en hafif atlatmak için seyahate çıkmadan önce yapmanız gerekenler;

    Tatil planını son dakikaya bırakmamak: Tatillerden önce yurtiçi yurtdışı farketmeksizin araştırma yaparak ve hava yollarının promosyonları takip ederek tatilinizi daha ucuza gerçekleştirebilirsiniz. Tatilinizi önceden planlamak , tarihlerin çok önceden netleşmesini sağlayacağı için konaklayacağınız yerler , gezip görmeyi planladığınız müze, restoran, festival gibi yerler için önceden yer ayırtmanıza ve bu da çeşitli indirimlerden faydalanmanıza imkan sağlayabilecektir. Kısacası iyi bir planlama ile çok uzak ülkede yapacağınız harika bir tatil, her yıl gittiğiniz çok yakın bir yerde son dakika planı ile gerçekleştirdiğiniz  sıradan bir tatilden daha ucuz olabilir.
     
     
    Gidilecek yerin hava durumunu önceden araştırmak: Tatilinizi planladınız, artık gideceğiniz yer belli, şimdi en önemli konumuz gitmeyi planladığınız dönemde gidilecek yerin hava durumu. Karlı bir aralık gününe uygun kıyafetleriniz ile Phuket adasının 36 derece sıcağını karşılamanız tatilinizi zehredebilir. İşte bu noktada araştırmacı ruhunuz ile önceden yapacağınız araştırma sizi kurtaracaktır. Burada dikkat etmeniz bir diğer nokta da kendi aracınız ile yapmayı planlamadığınız tüm seyahat türlerinde ( uçak, gemi, otobüs, tren ) klimaların saldırısına uğrama ihtimali olup, her zaman bir adet kapşonlu hırka yanınızda olmalıdır. Böylelikle hem kendinizi soğuktan koruyabilir hem de kapşonunuzla tüm dünya ile bağınızı kesip rahatça uyuyabilirsiniz.
     
    Doğru Bavulu hazırlamak: Artık hava durumuna da hakimsiniz, rahatlıkla bavulunuzu hazırlayabilirsiniz. Eğer çalışma hayatının içinde iseniz muhtemelen tatilinizden bir gün önceye kadar çalışıyor olacaksanız. İş yerinde devredeceğiniz işler, evi temiz bırakma gayreti, tatil alışverişi derken, bavul hazırlığına sıra gelmeyebilir ve bavul hazırlığı son geceye kalabilir. Tatilinizin stres ile başlamasını önlemek için sizlere tavsiyem bavulunuzu hazırlamadan önce bir liste oluşturmanız, ve bu listeye sadık kalarak bavulunuzu seyahatinizden en az 2-3 gün önce hazırlamanız. Eğer yolculuğunuzu uçak ile gerçekleştirecekseniz her hava yolunun uçuş politikası farklılık gösterebileceği için  gideceğiniz hava yolunun uçuş politikalarını önceden okumalı, gittiğiniz yere parfümleriniz, lens solüsyonlarınız ya da ilaçlarınız çöpü boylamış olarak gitmemelisiniz. Uçuş politikalarını okurken ilaçların reçete ile birlikte uçağa alınacağı belirtiliyor ise buna çözüm olarak rutin kullandığınız ilaçlarınız için doktorunuzdan reçete yazmanızı isteyebilirsiniz.
     
    Gidilecek ülkeyi araştırmak: Hazırlığın en eğlenceli konusuna geldik. Tatilinizi yurtdışında, başka bir kültürde geçirmeyi planlıyorsanız, az da olsa orayla ilgili bilgiye sahip olmak işleri daha eğlenceli hale getirecektir. Son seyahatimi Tayland’a gerçekleştirmiştim, gerçekten farklı bir kültürde, başka bir kıtadaydım  ve araştırmamış olsaydım krallık sistemi ile yönetilmekte olan bu ülkenin halkının krallarıyla ilgili çok hassas olduğunu, bunun hakkında şaka yapılmaması gereken bir konu olduğunu, böyle bir durumda kendimi hapiste bulabileceğimi talihsiz anılarla tecrübe edebilirdim. Gideceğiniz ülkede elektrik girişlerinin farklı olup olmadığını bilmek,ya da ülkede kullanılan para birimini önceden araştırmak hayatınızı gerçekten kolaylaştırcaktır. Hayatı kolaylaştırmanın da  bir adım ötesinde, gideceğiniz yerdeki insanların kültürlerine dair, yaşama şekillerine dair birkaç şey öğrenip, oradaki insanlarla daha yakın olmasınız. Yeni yerler görmek yeni kültürleri de öğrenerek anlamlı hale gelecektir.
     
     
    Jet Lag konusuna karşı önlem almak; Kimse tatilini uyuklayarak ve yorgun geçirmek istemez. Jet lag olmaktan kolayca kurtulmak için gitmeden önce varacağınız yerin saat dilimine göre yaşamaya başlayabilirsiniz. Bu konuda çok farklı metotlar da bulunuyor. İnternette küçük bir araştırma yaparak diğer methotlar hakkında da detaylı bilgi edinebilirsiniz.
     
     
     
     
     
     
    Vazgeçemediğiniz alışkanlıklarınızı yanınızda götürmek: Yeni yerler yeni kültürler görmek elbette güzel ancak hepimizin vazgeçemediği alışkanlıkları vardır, örneğin çay içmeden duramıyor olabilirsiniz, ya da alışkın olduğunuz sigaradan başka sigara kullanamıyor olabilirsiniz. Bunların eksikliğinin tatilinizi gölgelememesi için yanınızda  götürebilirsiniz.
     
    Makul seviyede para taşımak:  Gittiğiniz ülke  güvenli mi? ATM bulmak kolay mı? Mekanlarda kart geçiyor mu? Bu soruların cevaplarını iyice araştırmalısınız. Gittiğiniz yer güvenli bir yer olmayabilir ve siz çok az miktarda nakit taşımayı tercih edebilirsiniz. Bu konuda çok önemli bir uyarı da yurtdışına çıkmadan önce bankanıza bu konuda bilgi vermenizdir. Aksi takdirde kartla yaptığınız ilk para çekim işleminde ya da ilk ödemede güvenlik amacı ile kartınızı kullanıma kapatabiliyorlar.
     
    Seyahate çıkmadan önce evi temiz bırakmak; Hepimiz tatile çıkarken bir daha dönmeyecekmiş gibi yollara dökülmeyi severiz ancak tatiller kısadır ve nihayetinde döneceğimiz yer evimizdir. Dönüşün sıkıntısız olması için evden çıkmadan önce biz yokken yaşam alanımızı mahvedecek aksiliklerin önüne geçecek önlemler almamız önemlidir. Çok da zor olmayan bu kural dönüş depresyonumuzun önüne geçecektir.
     
    Seyahate çıkmadan önce yapılması gerekenler listesini dikkate alınarak tatile başlanıldığında geriye sadece tatilin tadını çıkartmak, bol bol gezmek görmek, fotoğraf çekmek, yeni arkadaşlar edinmek ve yeni kültürleri gözlemlemek kalıyor.
    Seyahatiniz bol olsun dileklerimle.
     
    İmza: Unicorn
     
     

  • image description

    CRM'e Gireceklere Tavsiyeler

    CRM mülakatı havayolları 2. Pilot Aday adayı başvuru sürecinin belki de en kapalı kutu olan aşaması. Bu konuda kaynak veya elle tutulur bir bilgi bulmak zor. Bulunanlara ikna olmakda zor...

    Uzman Psikoloğumuzun gözünden bazı tavsiyeler. Herkese başarılar dileriz..
     
    1- Sürece başvuran adayın mesleki motivasyonunun yerinde olması, sektörel bilgilerinin tamamının güncel olması ve konuyla ilgili teknik bilgileri genel anlamda biliyor olması önemlidir.
    2- Mülakatın tamamında tutarlılık çok önemlidir. Adayın, sorulan sorulara verdiği cevapların kendisiyle ve diğer verdiği cevaplarla tutarlı olması ve örtüşmesi gerekir. Çelişkili cevapların olması durumunda aday hakkında olumsuz sonuç çıkması oldukça olasıdır.
    3- Adayın, kişisel farkındalığı hayati önem taşır. En sık ve yapılan önemli hatalardan biri “Kendinizde değiştirmek istediğiniz özellikleriniz nelerdir?” Sorusuna samimiyetsiz, fazla yüzeysel ve adayla örtüşmeyen cevapların verilmesidir. Samimiyet sadece bu kısım için değil aynı zamanda sürecin tamamı için çok önemlidir.
    4- Adayın kendine güvenmesi ve her tür krizi aşabileceğine dair heyete güven vermesi beklenir. Değerlendiriciler karşısında abartılı düzeyde kaygılanan bireylerin öncelikle kendi duygularını yönetme becerilerini geliştirmesi beklenir, bu anlamda optimum düzeyde bir kaygı aday için gereklidir. Ancak aşırı özgüvenli duruş da sağlıksızlık işaretidir. Bu sebeple de bir çok aday olumsuz değerlendirilebilmektedir.
    5- CRM mülakatında Re-test olan adayların en sık yaptığı hata; aldıkları geribildirimler üzerinde yeterince ve detaylı düşünmemektir. Tüm mülakat süreci tekrar gözden geçirilmeli ve notlar alınarak hangi noktada hangi geribildirimin verilmiş olduğu üzerine daha detaylı ve titizlikle düşünülmelidir. Unutmayın süreç sizi elemek için değil tanımak için oluşturulmuş bir süreçtir. Alınan geribildirimler hakkında fikir yürüten aday, bu alanlar hakkında ne tip değişimler yaşadığını yazılı ve sözel olarak doğru bir şekilde ifade edebilmelidir. Bilinmelidir ki; pilotluk özen gösterilmesi gereken önemli bir meslektir ve hatta yeni “bir yaşam biçimidir”. Sürekli gelişime önem vermesi gerekir, kendi içindeki çatışmaları çözmeli ve her keşfettiği eksik tarafını onararak ve bunlardan doğru çıkarımlarda bulunarak yoluna devam etmesi beklenir. Özetle kendine dair suyun yönünü değiştirebilen adaylar avantaj sahibi olurlar.
    6- Adayın, iyi bir takım oyuncusu olması ama aynı zamanda bireysel iş performansında da bir o kadar başarılı olması istenir. Bu sebeple, verilen cevaplarda dikkat edilmesi gereken temel nokta: Kişinin takım oyununa yatkınlığı var mı? İşbirlikçi ve çözüm odaklı bir yapıyla verilen görevleri zamanında tamamlayabiliyor mu? Takımın yapısını bozmadan ekip içerisinde yıldızlaşabilecek potansiyeli var mı?
    7- Birçok adayın handikapı ‘‘iletişim kurma’’ ve ‘‘kriz çözme becerisi’’ ile ilgili geribildirim aldıktan sonra bunları kendi üzerinden yorumlama hataları yapmalarıdır. Birçok kişi kendince iyi iletişim kurabilir ancak pilotluk mesleğinde beklenen ve istenen; adayın iletişime açık ve aynı zamanda eleştiri ve önerilere açık olmasıdır. Buyurgan, manipüle eden, baskın ve sürekli domine eden karakterler bu meslek için risk teşkil eder. Aynı zamanda hiç esnek olmayanların; “hep ben haklıyım” ya da “en doğrusunu ben bilirim” gibi düşünce kalıpları kişinin özellikle bazı kriz durumlarında hata yapmasına neden olabilir.
    8- Mülakatlar, adayın stres ve kaygı seviyesini ölçmek için önemli bir değerlendirme alanıdır. Sözel iletişimde ve kaygıyı yönetmede iyi olan bir birey, ani, hiç beklenmedik sorular geldiğinde veya ‘üzerine gelerek sorgulama’ yapan kişiyle iletişim halindeyken tüm beden dili, ses tonu ve cümleleri ile gözlem altındadır. Kriz anında soğukkanlı olduğunu söyleyen bir aday; jürinin ani ve beklenmedik sorularıyla karşılaştığında hemen “dağılıyorsa” hala kendine dair çalışılması gereken önemli alanlar olduğu aday tarafından bilinmelidir. Unutmamanız gereken bir diğer konu ise size havayolu şirketi tarafından bir sürü canın ve milyon dolarlık uçakların emanet edilecek olması. Her türlü durum ve baskı altında sağlıklı karar verebilmelisiniz.
    9- Pilotluk, büyük emek ve fedakarlık gerektiren bir meslek olduğu için uzun vadeli bir meslek olarak görülür. Bu sebeple adayın tek motivasyonunun “maddi kazanç ve imkanlar” olması aday için olumsuz olabilmektedir. Pilot olmak isteyen tüm adayların, emekli olana kadar bu mesleğe dair; maddi ve manevi kazançların olduğu kadar birçok da dezavantajının olduğunun bilincinde olması, aynı zamanda sorumlulukların ne kadar ağır ve ciddi olduğunu bilmesi gerekir. Bu bağlamda açılacak konu başlıklarında samimiyetsizlikten kaçınmanızı tavsiye ederim.